Dünya’nın En İyi Öğretmeni Olmak

Lisedesiniz. Şimdi bir öğretmen hayal edin. Tam böyle deli çağınızdan. İşte ben o zamanımdan birini anlatmak istiyorum sizlere..

Tek kelimeyle idolum aslında. İlk başlardaki bakış açımı anlatayım sonra sonra devam edeyim. Ben 9. Sınıftan 10. Sınıfa geçerken biyoloji hocalarım değişmişti. Ne yalan söyliyim üzülmüştüm. Nereden bilecektim gelicek kişiyi bu kadar seveyim. Bu kadar örnek alayım. Bu kadar hayatıma katayım. Sonra başladık derslere. Baktım dersler çok güzel gidiyor. O kadar çok zevk alıyorum ki. Hatta sürekli biyoloji ezber ders diyenlere kızıp duruyorum. Dersi güzel dinleyip anladıktan sonra bi daha hiç unutmadım. Ya hala bile unutmadım üstünden kaç sene geçti. Burda, siz ne kadar çabalarsanız çabalayın. Karşınızdaki öğretmen size bilgisini aktaramadıktan sonra hiç birşey olmaz. Böyle ellerinde bi sürü kitapla notla gelip hiç birşey anlatmayı beceremeyen hocalardan çok farklıydı. Hayatımda bir ilkti böyle bir hocayla karşılaşmam. Daha sonra da başkası olmadı zaten. Üstüne üniversiteye geçtim. Hemde İstanbul Üniversitesi en köklü üniversitelerden biri. Ne kadar inanırsınız bilmem ama daha bir tane göremedim onun gibi. Neyini bu kadar sevdin derseniz. Herşey ders değil arkadaşlar. Karşınızdakinin bakışından anlarsınız nasıl biri olduğunu. Hanginiz öğretmeninizle sırlarınızı paylaştınız ki? Ya da oturup ne kadar vaktini size ayırdı? Dersleriniz bittikten sonra onun için ne kadar önemli oldunuz?

Şimdi yalan söylemiyim başlarda sınavları zor geliyordu. Herkese zor geliyordu. Çünkü gerçekten zor soruyordu. Bi de üstüne gelip fen lisesinin sorularıydı şu üç tanesi falan dediğini hatırlıyorum. Sonradan anladımki zor sormuyormuş. Öğrettiğini soruyormuş. Tabi yorum yapması bize kalıyor tabi. O da o kadar şeyi öğrendikten sonra biraz olsun fikir yürüt bir zahmet. Herkes onun sınavından korkarken ben heyecanla bekliyordum. İnsan bi sınavı heyecanla bekler mi ya? Heyecanla bekliyordum çünkü sınava girip çıkıp yüksek aldığımı görmek onun benimle gurur duyduğunu bakışlarında hissetmek istiyordum. Çünkü önemliydi. Bu kadar övdüğüm birisinin övgüsüne layık olmak benim için çok önemliydi. Zor biriydi aslında bi proje yapmıştık yanlış hatırlamıyorsam böyle kartonlarla süngerlerle falan azot döngüsünü anlatan bir şey. O koskoca şeyi iki

üç defa geri gönderip yeniden yaptırmıştı. Ama sonra yine sonuca bakıyorum. Neden? Çünkü mükemmeli istiyordu. Çünkü mükemmel olmalıydı. Böyle böyle bizi yaptığımız işin en iyisini yapmaya alıştırdı. Belki de sırf onu sevdiğimden biyolojiyi sevdiğimden tıp okumak istemiştim. Olmadı ama olsun şuan biyolojiyle pek alakalı bir bölümde olmasamda hala seviyorum. 

Bütün herşeyi geçtikten sonra karşınızdaki insan olucak. Kızıcak, bağırcak, azarlıyacak belki ama sizin için en güzelini istediğinden yapıcak bunları. Asla hak yemiyecek. Resmen eksiksiz bunların hepsini taşıyordu. Bizim önümüzü göremediğimiz zamanlarda bize ışık tutuyordu. Ya öyle güzel yetiştirdi ki anlatamam. Belki çok çalıştırdı ama iyi ki de öyle yapmış. Hep bizi en iyi yerlere getirmeyi istedi. Sadece biyolojiyi öğretmedi bize. Nasıl sunum yapılır, nasıl anlatılır, nasıl öğretilir. Bir biyoloji hocasından çok çok daha fazlasıydı. Sayesinde kendime çok şey kattım. Özgüven kazandım.

İşte o belki dünyanın en iyi öğretmeni olabilir. Ama benim için bir öğretmenden çok daha fazlası. Annem gibi. Gerçekten çok içten söylüyorum. Öz kızı olsa bu kadar anne-kız olurlardı. Çok seviyorum. Öğretmen aşkı dedikleri şey bu sanırım. Dünyanın böyle güzel öğretmenlere ihtiyacı var. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir