Skip to main content

Black Coast – TRNDSTTR

Hey you(Hey sen)
Can I learn your flavour?(Senin lezzetini öğrenebilir miyim?)
It’s brand new(Bu yepyeni)
Now it’s in the papers(Şimdi gazetelerde)
All I seem to see(Görüldüğü gibi)
Must be something underneath(Altında birşey olmalı)

Take two(Ikı tane)
I’m still tryna figure out what makes you,(Hala ne yaptığını çözmeye çalışıyorum)
hot on the call(Sıcak bir çağrı)
guess it comes from your heart(Kalbinden geliyor sanırım)
cause when your head’s right,(Başın doğru olduğu zaman)
you take your time(Zaman ayır)
There’s something about the love for things you like(Hoşuna gidecek, aşk hakkında birşey var)

Hey Trendsetter (Hey öncü)
See your fire when the strobe hits you(Flash sana çarptığında ateşini gör)
I didn’t see who you came with(Senin kimle geldiğini görmedim)
Bet you’re looking for something new(Bahse girerim yeni bir şey arıyorsun)
Whoa oh oh
I feel the heat with you starring half across the room(Oyununla odanın yarısının ısındığını hissediyorum)
I dare you play your cards boy, you bet I’m a trendsetter too(Senin kartlarınla oynamaya cesaretliyim,bahse girerim ben daha öncüyüm)

Bulletproof(Kurşun geçirmez)
on another level(Başka bir seviyede)
Ahead of the crew(Tayfanın önünde)
Select never settles(Asla yerleşmeyi seçme)
It only gets better the more you see(Yalnızca gördüğünden daha iyi alır)
Powerful and free(Güçlü ve özgür)
Confidence is key(Anahtar güvendir)
So watch me Figure it out!(Yani, izle benim şeklimi)
It’s all about what you bring to the crowd(Kalabalığın getirdikleri hakkında herşey)
Where your preferences loud(Nerede kaba tercihlerin)
mmm they’re calling me over(Onlar beni çağırıyorlar)
Set your fire on me(Ateşini üzerimde yak)
Like what I see, you getting closer(Gördüğüm gibi,yaklaşıyorsun)

Hey Trendsetter(Hey öncü)
See your fire when the strobe hits you(Flash sana çarptığında ateşini gör)
I didn’t see who you came with(Senin kimle geldiğini görmedim)
Bet you’re looking for something new(Bahse girerim yeni bir şey arıyorsun)
Whoa oh oh
I feel the heat with you starring half across the room(Oyununla odanın yarısının ısındığını hissediyorum)
I dare you play your cards boy, you bet I’m a trendsetter too(Senin kartlarınla oynamaya cesaretliyim,bahse girerim ben daha öncüyüm)

BRIDGE(Köprü)
I feel the heat-I feel the heat with you staring half across the room(Sıcaklık hissediyorum,oyununla odanın yarısının ısındığını hissediyorum)
Trendsetter(öncü)
Trendsetter,(öncü)
double your odds(Şansının iki katı)
They grind away from the beat(Onlar tempodan uzak)
I dance right into their hearts(Ben yüreklerine doğru dans ediyorum)
Lasers on, got that energy(Lazerler üzerinde,bu enerjiyi aldım)
Can you feel the want?(İstediğini hissedebiliyor musun?)
It’s you that I want now(Bu şuan benim istediğim)
Wait and see how they’re drawn(Bekle ve nasıl çizdiklerini gör)

Hey Trendsetter(Hey öncü)
See your fire when the strobe hits you(Flash sana çarptığında ateşini gör)
I didn’t see who you came with(Senin kimle geldiğini görmedim)
Bet you’re looking for something new(Bahse girerim yeni bir şey arıyorsun)
Whoa oh oh
I feel the heat with you starring half across the room(Oyununla odanın yarısının ısındığını hissediyorum)
I dare you play your cards boy, you bet I’m a trendsetter too(Senin kartlarınla oynamaya cesaretliyim,bahse girerim ben daha öncüyüm)

Black Coast – TRNDSTTR” hakkında 5 yorum

  1. trendsetter’daki çeviri hatasını düzeltmelisin bence. Trendsetter modayı belirleyen kişi olarak geçiyor Türkçe’de.

  2. I dare you play your cards boy (Senin kartlarına oynamaya cesaretliyim) ? Derken ? Böyle bir çeviri hatası çok absürt durmuş . I dare you ingilizcede,ona bunu yapması için meydan okumak,cesaretlendirmek olarak geçiyor,tam karşılığıysa bizim doğruluk mu cesaret mi oyunumuzdaki cesaret,yani aslı “Seni kartlarını oynamaya cesaretlendiriyorum” gibi bir şeye tekabül ediyor. Kabul,tam karşılığıyla çevrilemez ama bu da çok yanlış olmuş.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir